+A A-

Hipertansiyon Kalp ve Damar Hastalıklarına Yol Açabilir !

Hipertansiyon toplumumuzda yaygın olarak görülen ancak hastalar tarafından çok iyi tanınmayan bir hastalıktır. Doğru ve yeterli tedavi ile hastalığın vücuda verebileceği zararlar önlenebilir veya en aza indirilebilir. Hastalık konusunda iyi bilgilendirilmeme çoğu kez hastalarda gereksiz endişelere, yapılan önerilere tam uymamaya, hatta ilaç tedavisini düzensiz kullanmaya neden olmaktadır. Medicana Bahçelievler Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Fatih Keskin yüksek tansiyon hakkında önemli bilgiler verdi.


Ülkemizde 7-8 Milyon İnsanda Görülür

Dr. Keskin, ‘’ Hipertansiyon çok sık karşılaşılan bir hastalıktır. . Hipertansiyon tanısı için büyük ve küçük tansiyondan birisinin normalden yüksek olması yeterlidir. Erişkinlerin (18 yaşından büyüklerin) en yaygın uzun süreli hastalığıdır. Hipertansiyonun yaygın olmasının yanı sıra kalıcı sakatlıklara ve ölümlere yol açması önemini artırmaktadır. Hastaların önemli bir kısmının kan basıncı yüksekliğinin farkında olmaması hastalığın önemini daha da artırmaktadır. Hipertansiyon böbrek, kalp-damar hastalıklarına, felçlere ve görme kaybına yol açabilir. Tedavi edilmezse yaşam süresini 10-20 yıl kısaltabilir. Tuz tüketiminin fazla olduğu toplumlarda kan basıncı yüksekliği daha sıktır. Ülkemizde 60 yaşın üzerindeki insanların yaklaşık yarısı hipertansiyon hastasıdır. Toplam yüksek tansiyonlu hasta sayısı ise ülkemizde 7-8 milyon civarındadır. ‘’ diye ifade etti.

Hipertansiyon Sinsi Bir Hastalıktır

Hastaların önemli bir kısmında hipertansiyon sinsi bir seyir izler, yani hiçbir belirti yoktur diye belirten Dr. Fatih Keskin , ‘’ Bu hastalarda hipertansiyon tanısı sadece rastgele kan basıncı ölçümü ile mümkündür. Bu nedenle hipertansif olmasa bile tüm hastalar yılda en az 1-2 kez kan basıncını ölçtürmelidir. Hipertansiyonun başlıca belirtileri baş ağrısı, baş dönmesi, sersemlik hissi, çarpıntı, nefes darlığı, halsizlik, yorgunluk, burun kanaması, kulaklarda çınlama, yürüme ve merdiven çıkmada zorlanma, bazen çok sık idrara çıkma, gece uykudan uyanıp idrar yapma ve bacaklarda şişliktir. Kan basıncının çok yükseldiği durumlarda çift görme, dilde peltekleşme, yüzde veya vücutta karıncalanma olabilir. Bu belirtilerin hiçbirisi hipertansiyona özgü değildir, başka hastalıklarda da izlenebilir.  İnsan vücudunda tüm organ ve dokularda damarlar bulunur. Su borularında basınç artışının tıkanma ve patlamalara yol açması gibi, hipertansiyon da damarlarda patlamalara ve tıkanmalara yol açar. Tüm organ ve dokular damarlarla beslendiği için hipertansiyon tüm vücudu etkileyebilir. Hipertansiyondan en çok etkilenen organlar kalp, beyin, böbrekler, atardamarlar ve gözlerdir. Hipertansiyon bu organları etkileyerek kalıcı sakatlıklara ve ölümlere yol açabilir. ‘’

Yüksek Kan Basıncı Zarar Verir

Kan Basıncı Zarar Verir
Herhangi bir şikayete sebep olmadığı sürece hipertansiyon hastası olduğunu kabul etmemek ve onu reddetmek en kolay yol diye açıklayan Dr. Fatih Keskin şu konulara dikkat çekti: ‘’ Ancak bu dönemde de yüksek kan basıncı size zarar vermektedir. Tedavi edilmemiş yüksek kan basıncı sizi kalp ve böbrek hastalıkları ve ileriki dönemde gelişebilecek inme açısından büyük risk altına sokmaktadır. Ancak iyi haber şu ki, hipertansiyon etkin şekilde yönetilip doğru tedavi uygulandığında kontrol altına alınabilecek bir hastalıktır. Bu şekilde yukarıda anlatılan organ hasarları ve hipertansiyonun zararlarından önemli ölçüde korunmanız mümkündür. Hipertansiyon tedavisinin başarıya ulaşması için hastalığın kabullenilmesi gerekir. Yüksek kan basınçlı hastalar hipertansiyonlarının farkında oldukları için sevinmelidirler. Tedavinin başarılı olmasında eğitimin önemi büyüktür. Hipertansiyon tedavisinde temel amaç kalıcı hasar ve ölüm riskini azaltmak ve hastanın kendini daha iyi hissetmesini sağlamaktır. Öncelikle yapılması gereken mevcut olan diğer kalp-damar risk faktörlerini düzeltmektir. Hastada yüksek tansiyona bağlı organ yetmezliği varsa tedavi edilmelidir. Yaşam düzeninin değiştirilmesi (tuz Kısıtlaması, diyet, egzersiz )  kesinlikle ihmal edilmemelidir. Yaşam düzeninin değiştirilmesine uyulmazsa ilaç kullanılsa bile tedavi başarısız olabilir. ‘’

Son Güncelleme: 23.10.2019 Medicana